• Köpeğinizin tüm aşıları  eksiksiz olmalı, yanınızda aşı karnesini getirmelisiniz.

 

  • Her köpeğin beslenme alışkanlığı farklı olduğu için köpeğinizin yediği mamayı gelirken yanınızda getirmeniz gerekmektedir. 

 


  • Her kedinin beslenme alışkanlığı farklı olduğu için kedinizin yediği mamayı gelirken yanınızda getirmeniz gerekmektedir.

 

  • Kediler tuvaletleri konusunda seçici oldukları için, onun tercih ettiği kumu yanınızda getirmelisiniz.

 

  • Kedinizin tüm aşıları  eksiksiz olmalı, yanınızda aşı karnesini getirmelisiniz. 
Genel Bilgiler
Yavru Kedi Veya Köpek Almak

"Yavru bir kedi veya köpek almadan önce bilmeniz gerekenler ve alım sırasında dikkat etmeniz gereken noktalar. "  

İki aylıktan daha ufak yavruları satın almayınız. Korunmasız bu yavrular, doğumdan sonraki ilk iki ay boyunca annelerine muhtaçtırlar. Bağışıklık sistemi henüz gelişmemiş olduğundan yavru hayvanlar hastalıklara karşı çok duyarlıdırlar. Yavruların özenli bakılmaları ve beslenmeleri, hasta olabilecekleri koşullardan uzak tutulmaları gereklidir. Yavru kedi ve köpeklerin beslenmesinde dikkat edilmesi gereken birçok püf noktası vardır. Bu konularda sizi bilgilendirecek olan veteriner hekiminize mutlaka danışınız.  

Yavruların ilk aşılamalarına başlamadan (8 haftalıktan önce) iç ve dış parazitler yönünden kontrol edilip gerekli ilaçlamaların yapılmış olması gerekir. Bu parazitlerin bir kısmı yavruya daha anne karnındayken geçmektedir.  

Bir yavrunun sağlık durumu hakkında, çevreye olan ilgisi ve hareketliliği, göz ve burun çevresinde akıntı olmaması, derisinde kızarıklık, tüylerinde düzensizlik, yer yer dökülmüş alanların bulunmaması, çok kötü kokulu ve sulu dışkı yapmaması, aksırma, hırıltılı solunum gibi belirtiler göstermemesi kabaca fikir verebilir.  

Evcil hayvan satış yerlerinde, satılan her hayvan için hayvanın genel bilgileri ile uygulanan paraziter ilaçların ve aşıların adının ve uygulama tarihlerinin bulunduğu “Süs Hayvanları Satış Yerleri Hayvan Sağlık ve Satış Belgesi” düzenlenmelidir. Bu belge Evcil hayvan satış yerleri sahibi ve sorumlu veteriner hekimi tarafından doldurulmuş, imzalanmış ve böylelikle hayvanın sağlıklı olduğu onaylanmış olmalıdır.  

Yurtdışından ithal edilmiş hayvanların, ithal edildiklerini gösteren gümrük belgelerinin, sağlık ve orijin sertifikalarının birer suretinin hayvan satılırken alıcıya verilmesi gereklidir. Lütfen tüm bu belgeleri ve alış faturanızı eksiksiz isteyiniz. Bunun sizin kanuni hakkınız olduğunu unutmayınız.  

Hayvanların sağlık durumu ile ilgili olarak hiçbir kişi ya da kurum sağlık garantisi veremez. Garanti belgesi adı altında sizi belirli bir klinik veya veteriner hekime gitmeye zorlayamaz. Evcil hayvan sahibi olacak kişiler hiçbir baskı, zorunluluk altında kalmadan kendi veteriner hekimlerini seçmekte özgürdür. Bu duruma aykırı hareket edenleri lütfen İstanbul Veteriner Hekimler Odası’na bildiriniz.

Yukarı
Hamilelik Ve Toksoplazma

 Pek çok kişi etraflarında bir kadının kediden bulaşan bir hastalık yüzünden düşük ya da ölü doğum yaptığı öykülerini duymuştur. Bu öyküler nedeni ile hamile kadınlar genelde kedi köpek gibi evcil hayvanlardan uzak durmaya çalışırlar. Hatta hamilelik öncesinde evlerinde bu tür evcil hayvan besleyenler ya bu dostlarını ebediyen terk ederler ya da bir tanıdıklarına vermeye çalışırlar. Hamilelikleri sırasında da kedi ya da köpek beslenen evlere pek uğramazlar. Kedilerden bulaştığı inancı yaygın olan bu hastalığın adı toksoplazmozis'dir. Gerçekçi olmak gerekirse insanlara bulaşan toksoplazma enfeksiyonlarında kediler en az suçlanması gereken faktördür.  

 

Dr. Alper Mumcu kimdir? 

20 Ekim 1969 yılında Ankara'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini T. E. D. Ankara Koleji'nde tamamladıktan sonra, 1986 yılında girdiği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İngilizce bölümünden 1992 yılında mezun oldu. 1992-1997 yılları arasında Tıpta Uzmanlık Sınavındaki (TUS) ilk tercihi olan İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisası yaptı. Askerlik görevini Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Haydarpaşa Eğitim Hastanesi'nde yerine getirdi. Bir süre Kadıköy Özel Çağıner Hastanesi'nde çalışan Dr. Alper Mumcu halen Amerikan Hastanesi Üreme Sağlığı Ünitesi'nde Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı olarak görev yapmaktadır. 1993 yılından beri Diş Hekimi İpek Mumcu ile evlidir. Dr. Alper Mumcu'nun yurtiçi ve yurtdışı dergilerde yayınlanmış bilimsel makaleleri ve ulusal/uluslararası kongrelerde tebliğ edilmiş bildirileri bulunmaktadır. 1 Haziran 1998 tarihinden beri Kadın Sağlığı ve Gebelik konularında ilk ve en geniş içerikli Türkçe içerikli web sitesini hazırlamakta ve yayınlamaktadır.

Toksoplazmozis nedir?

Toksoplazmozis Toxoplasma gondii adı verilen parazitin neden olduğu bir enfeksiyondur. İlk kez 1908 yılında Afrikada gondi adı verilen bir tür kemirgende saptanmıştır. Tüm dünya da insanların da dahil olduğu pekçok tür omurgalı canlıda enfeksiyona neden olur. Buna karşılık sadece evcil kedilerin barsağında dişisi ve erkeği bir araya gelerek üreyebilir. Başka bir yerde üremesi mümkün değildir. Bu enfektif parazitler kedinin dışkısı ile dış dünyaya atılır ve buradan diğer canlılara sindirim sistemi yolu ile bulaşır. Bir başka değişle enfeskiyonun insan ya da diğer hayvanlara bulaşabilmesi için ağızlarından girmesi gerekir.

 Toksoplazmozis nasıl bulaşır?

 

 Toksoplazma insana 3 temel şekilde bulaşabilir.  

  • Enfekte bir kedinin dışkısı ile temas edip daha sonra bu temasın gerçekleştiği eli yıkamadan ağza götürmek. 
  • Enfekte bir hayvanın etini iyice pişirmeden yemek.
  • Paraziti barındıran bir besin maddesini iyice yıkamadan yemek. 

 

İnsanlarda bir bulaşma yolu daha vardır: Enfekte bir anne adayından hamilelik sırasında bebeğine bulaşması.

Toksoplazmanın bebek için riskleri nelerdir?

Hamilelikleri sırasında toksoplazma enfeksiyonuna yakalanan kadınların sadece %30-40'ı bu hastalığı bebeklerine geçirirler. Annedeki enfeksiyonun bebeği de etkileme riski gebelik yaşı ile direkt ilişkilidir. Bu risk gebeliğin son trimesterında daha yüksektir ve %70'le kadar ulaşabilirken bu oran ilk trimester enfeksiyonlarında %15'ler civarındadır. Ancak ilk trimesterda bebeğe enfeksiyon geçme olasılığı düşük olmasına rağmen bebekte yaratacağı zarar daha fazladır. Bir başka deyişle son 3 ayda bebeğe enfeksiyon geçmesi daha kolay ancak zarar yaratma olasılığı son derece düşükken, ilk 3 ayda çok zor geçen enfeksiyon daha ciddi sorunlara neden olmaktadır.

Erken dönemde görülen toksoplazma düşük ya da ölü doğumlara neden olabilir. Toksoplazmanın diğer etkileri ise beyin hasarı, beyinde su toplanması (hidrosefali), görme ve işitme bozuklukları, gelişme geriliği, zeka geriliği ve epilepsi gibi sinir sistemi bozukluklarıdır.

Hamilelikte toksoplazma enfeksiyonu saptanırsa ne yapılmalıdır?

Hamilelik sırasında anne adayında toksoplazma enfeksiyonu saptanması bebekte mutlaka bir sorun olacağı anlamına gelmez. Böyle bir durumda detaylı ultrasonografi ile enfeksiyonun bebekte zarar oluşturup oluşturmadığı aranır. 20. gebelik haftasından sonra ise bebeğin göbek kordonundan kan alınarak (kordosentez) kesin tanı konulabilir. Burada bebek kanında IgM varlığı bebekte enfeksiyon olduğunun kesin belirtisidir.

Toksoplazmanın tedavisi nasıldır?

Hamile olmayan bir kadında toksoplazmanın tedavisi antibiyotik ile yapılır. Hamilelerde ise uygulanan antibiyotiğin bebekte oluşması muhtemel hasarı engelleyip engellemediği açık değildir. Eğer bebekte ciddi sekel saptanır ise tercih edilmesi gereken yöntem gebeliğin sonlandırılmasıdır.

Hamilelikte toksoplazmaya bağışıklık olmadığı saptanırsa ne yapılmalıdır?

Böyle bir durumda toksoplazmadan korunma önlemlerine dikkat edilmeli ve belirli aralıklarla kanda toksoplazmaya karşı antikor oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır.

Toksoplazmadan korunma yolları nelerdir?

Toksoplazmadan korunmanın en etkili yolu hijyen kurallarına uymaktır. Ev kedisinden toksoplazma bulaşması son derece nadirdir ve hamile kaldığınızda evdeki kedinizi göndermeniz gerekmez.  

  • Ellerinizi sık sık yıkayın.
  • Eğer toprak ile uğraşıyorsanız mutlaka eldiven giyin.
  • Çiğ ya da az pişmiş et yemeyin (salam sucuk vb).
  • Çiğ et ile temas ettikten sonra mutlaka ellerinizi yıkayın.
  • Çiğ et kestiğiniz bıçak ile iyice yıkamadan başka bir madde kesmeyin.
  • Çiğ et kestiğiniz kesme tahtalarını iyice yıkamadan üzerinde başka bir işlem yapmayın.
  • Çiğ sebze ve meyveleri mutlaka çok iyi yıkayın.
  • Tercihen dışarıda yeşil yapraklı salataları yemeyin.
  • Pastörize edilmemiş süt içmeyin bu tür sütlerden üretilmiş ürünleri kullanmayın.
  • Evde kedi varsa kumunu siz değiştirmeyin.
  • Kedinin kumunun 24 saat aralıklarla mutlaka değişmesini sağlayın.
  • Kedinizi dışarı bırakmayın.
  • Kedinize çiğ et yedirmeyin. 

 

Hamilelikte kedi beslemek güvenli midir?  

Kediler toksoplazmayı çiğ etten alırlar. Bu nedenle toksoplazma sadece kemirgenleri avlayarak yiyen kedilere bulaşır. Eğer kedinizi sokağa çıkarmıyorsanız ya da çiğ et ile beslemiyorsanız toksoplazmaya yakalanmaları nerdeyse olanaksızdır. Bir kere enfekte olan kedi 14 gün süreyle bulaştırıcı olur ve daha sonra bağışıklık kazanır, yeniden hastalanmaz ve bulaştırıcı olmaz. Sokak kedileri toksoplazmayı genelde yavrulukları döneminde geçirirler ve büyüdüklerinde bulaştırıcı olmazlar. Kediler enfeksiyonu aldıktan sonra 14 günlük bir kuluçka dönemini takiben paraziti dışkıları ile atarlar. Bu parazitlerin bulaşıcı özellik kazanması için dış dünya da 24 saat geçirmeleri gerekir. Bu nedenle kedinizin kumunu düzenli olarak 24 saatte bir değiştiriyorsanız kedinizde bulaştırıcı aktif enfeksiyon olsa bile size bulaşması çok uzak bir olasılıktır.  

Hamileliğiniz sırasında kedinize dokunabilir, onu sevebilir ve aynı ortamda bulunabilirsiniz. Yalnız ona dokunduktan sonra mutlaka ellerinizi iyice yıkamalı ve elinizi ağzınıza götürmemelisiniz. Her ihtimale karşı kedinizin kumunu kendiniz değiştirmemelisiniz. Eğer bunu yapacak başka kimse yoksa kumunu mutlaka eldiven giyerek değiştirmelisiniz.  

Hamileyken evdeki kedinizi göndermeniz ya da ondan uzak durmanız gerekmez. Bu basit önlemlere uyduğunuzda hamileliğiniz sırasında kedinizin de sizinle birlikte olmasında sakınca yoktur.  

(Minikpati.com’ da 13.02.2007 tarihinde yayınlanan söyleşiden alınmıştır.)

Yukarı
Pozitif Eğitim Nedir?

Pozitif eğitimin çıkış noktası yunus balıkları ve diğer memeli deniz hayvanlarının eğitimine dayanmaktadır. Bu tür hayvanlara tasma takmak, onları cezalandırmak veya şiddet uygulamak işe yaramadığı için hayvanın da eğitime katılmaya gönüllü olmasını sağlayacak bir yöntem bulmak gerekiyordu.  

Hayvanların en önemli motivasyon faktörlerini kullanarak “oyun oynamak, yemek yemek gibi” yapılan eğitimlerde çok iyi sonuçlar alındı ve bir süre sonra bu eğitim tarzı köpeklerde de uygulanmaya başlandı.  

Bilimsel metotlara dayanan bu eğitimin en önemli özellikleri; iyi davranışa odaklı olması, hayvan dostu olması, etik kuralar dışına çıkmaması ve etkili sonuçlar alınmasıdır.  

Pozitif eğitimle sadece itaat eğitimi değil, aynı zamanda davranış ve karakter eğitimi de verilmektedir. Özellikle yavru köpeklerde henüz yanlış davranışlar edinilmeden pozitif eğitim uygulanarak istenmeyen davranışlar başlamadan önlenir.  

Büyük köpeklerdeki karakter ve davranış bozuklukları değişik tekniklerle giderilmeye çalışılır. Burada köpeğin bulunduğu çevre ve sahibinin eğitime katılımı çok önemlidir.  

Sağlıklı olduğu takdirde her yaştan ve ırktan köpekle eğitim yapmak mümkündür.  

Pozitif eğitim tüm dünya da giderek yaygınlaşıyor ve bilinçli köpek sahipleri tarafından tercih ediliyor.

Yukarı
Hangi Köpek Sizin İçin Uygun?

Bir köpek evlat edinmek istediğinizde en dikkatli davranmanız gereken konulardan birisi, hangi ırk köpeğin sizin ve ailenizin yaşam tarzına uygun olduğudur.  Maalesef barınaklardaki köpeklerin bir çoğu, ırk yapılarına bağlı baskın içgüdülerinin, sahiplerinin beklentilerine uymaması nedeniyle terk edilmişlerdir . Köpeğin fiziksel özellikleri ve görünüşü her ne kadar ilk başta bir köpeği sizin için çekici kılan bir unsur olsa da, zamanla ortaya çıkan baskın davranışları, en sevimli köpeği bile gözünüzde bir canavara dönüştürebilir. Zaman zaman vizyona giren filmlerdeki akıllı, eğitimli, bir o kadar da güzel köpek cinsleri, insanlar için birden bire popüler ırklar haline gelir. Maalesef bunun acısını da en çok o ırkın bireyleri terk edilerek ya da yanlış çiftleştirmelerle ırk standartları bozularak çekmek zorunda kalırlar. Bu nedenle bir köpek almadan önce ilk başta kendinize sormanız gereken sorular vardır.

 

  1. Günde ne kadar vaktimi bir köpeğe ayırabilirim? Bu sorunun cevabını verirken geçici çalıştığınız işinizi göze alarak değil, 15 senelik bir zaman dilimini düşünerek vermelisiniz. Çok sakin bir ırk bile alsanız, mutlaka günde en az 2 saat sizinle kaliteli bir zaman geçirme ihtiyacında olacaktır. Eğer dışarıda vakit geçirmekten, günlük koşulardan zevk alıyorsanız, size eşlik edebilecek hareketli bir köpek edinebilirsiniz. Köpek eğitimine meraklıysanız, Golden, Labrador, Border Collie, Poddle gibi ırklar eğitime yatkınlıkları ile size uygun olabilirler.

 

  1. Aileniz kalabalık bir aile mi, yoksa yalnız mı yaşıyorsunuz? Sizin dışınızda köpeğin bakımını ciddi anlamda üstlenebilecek birileri var mı? Çocuklarının ısrarlarına dayanamayarak köpek alan aileler, bir süre sonra çocuğun sıkılmasıyla köpeğe sadece kendileri bakmak zorunda kalırlar. Bunun getirdiği ekstra sorumluluk bir süre sonra ebeveynlere fazla gelir ve köpeğin ihtiyaçlarını gidermekte iş birliği yapmayan çocuğa ceza amacıyla köpek evden uzaklaştırılır. Eğer çocuğunuz köpek istiyorsa bilmeniz gereken en önemli konu, o köpeğe yine sizin bakacağınızdır. Özellikle yavru köpeğin bakımı pek çok sorumluluk ister ve yeri geldiğinde sabrınızı zorlayabilir. Bu sorumluluk bir çocuğun üstelenebileceğinden fazlasıdır. Bir gün çocuğunuzun yeni oyuncağından sıkılacağını düşünerek eğer kendiniz seviyorsanız ve bakabilecekseniz köpek almalısınız.

 

  1. Eviniz istediğiniz ırk için uygun mu? Genellikle iş köpekleri grubunda olan bazı ırklar, günün önemli bir bölümünde koşmak ve enerjisini atacak faaliyetlerde bulunmak isterler. Eviniz küçük olsa bile rahatça serbest bırakabileceğiniz bir bahçe ya da uzun yürüyüşler yapabileceğiniz bir parkın yakınında bulunmanız hem sizin hem de köpeğin rahatı için önemlidir.  Fransız Bulldog , Chihuahua, King Charles Spaniel gibi ırklar apartman hayatına daha uygundurlar.

 

  1. Evde başka hayvan besliyor musunuz? Jack Russel gibi av içgüdüsü güçlü köpeklerin kedilerle birlikte yaşaması daha güçtür. Birlikte büyüseler bile olgunlaşan ve karakter özellikleri baskın olan bir Jack Russel’ın birlikte yaşadığı diğer hayvana saldırma olasılığı diğer ırklara karşı daha yüksektir. Golden Retriver gibi ırklar, diğer köpeklere ve hayvanlara karşı daha toleranslıdır.

 

  1. Gerçekten korunmaya ihtiyacınız var mı? Her köpek koruma yapmak için uygun değildir. Orduda ya da polis teşkilatında çalışan köpekler kendi ırkları arasından özenle seçilmiş ve uzun bir eğitim sürecine tabi tutulmuşlardır. Her Doberman’ın ya da Rottweiler’ın kendi kendine mükemmel bir koruma yapmayacağını bilmelisiniz. Koruma eğitimi almış bir köpeği başı boş bırakmakta iyi bir fikir değildir. Profesyonel olarak koruma yapan iş köpeklerinin hepsinin eğitimi bir ömür boyu sürer. Koruma eğitimi aldırıp bahçenize koyduğunuz köpeğinizin 5 yıl sonra neleri hatırlayıp neleri karıştırdığını bilemezsiniz ve bu istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Koruma içgüdüsü yüksek bir köpek istiyorsanız, yavruluk döneminde mutlaka çok iyi sosyalleştirmelisiniz. Önemli olan köpeğin korkudan herkese saldırması değil, kendine güveninin tam olmasıdır. Bunu da bilinçli bir sosyalleştirme programıyla başarabilirsiniz. Böylece köpeğiniz kendisine doğru gelen bir çocuğu ya da bir yaşlıyı tehdit olarak görmeyecektir.

 

  1. Titizlik derecesinde temiz misiniz? Eğer cevabınız “evet” ise, özellikle uzun tüylü ve büyük ırklar size uygun değildir. Bir Golden veya Collie, özellikle mevsim dönemlerinde çok fazla tüy dökerler. Shar-pei, Bulldog gibi bazı ırklarda salya daha fazla olabilir.  Minyatür Schnauzer ve bazı Terrier cinsleri çok az tüy dökmelerine karşın, düzenli olarak tıraş ve tüy bakımına ihtiyaç duyarlar.

 

Hayatınızda sizin için önemli konuları ve alışkanlıkları iyi tespit edip, mantıklı bir ırk seçimiyle uzun süreli ve keyifli bir dostluğu yakalamanız daha kolaydır. Yavru köpeğe yeterince zaman ayıramayacağınızı düşünüyorsanız, iyi huylu, yetişkin, kırma ırk köpekler de mükemmel arkadaş olabilirler. Kırma köpeklerin bir diğer artısı da ırksal hastalıklara daha dayanıklı olmalarıdır. Barınaklarda ikinci bir şans için bekleyen binlerce köpekten birisi belki de sizin hayalini kurduğunuz can dostunuzdur.

Yukarı
Genel Bilgiler

İyi bakılan, sağlıklı ve mutlu bir hayvan (kedi ve köpek) ömrü on beş, yirmi arasında değişir. Onu evlat edinmeden önce uzun vadeli düşünün. Evde büyüyen hayvanlar, yeniden sokaklarda yaşayamaz. Yaşamı boyunca onun yükünü omuzlamaya hazır mısınız?  

Ev hayvanlarıyla yaşamak, bir çocuk ile başka bir canlı arasındaki arkadaşlığı izlemek, son derece keyiflidir. Çocuğunuza hayvanlara karşı saygılı davranmayı öğretmelisiniz. Unutmayın; hayvanlar oyuncak değildir ve istenmeden de olsa kötü davranılan her canlı kendini koruma amaçlı karşı tarafa zarar verebilir.  

Ev hayvanlarının ailenize katacağı eğlencenin yanı sıra çocuğunuzun gelecekte çevresindeki insanlarla kuracağı iletişime etkisi de olumlu olacaktır. Çocuk, kendi sorumluluğunda olan bir hayvan sayesinde kendisini sorumluluk sahibi bir birey olarak görecek, paylaşmayı, karşılıksız sevgiyi öğrenecektir. Evinize bir hayvan alırken yaşadığınız yere ve çocuğunuzun yaşına uygun olan hayvanı seçmenizde fayda var.  

Evde beslenen hayvanlar aile bireylerinin üzerindeki işlere de bir yük getirir. Ayrıca çocuğunun ısrarı sonucu alınan bir hayvanın dökülen tüyleri, tırmalanan koltuklar, oyun oynarken devirebileceği eşyalar, evdeki büyükleri rahatsız edebilir. Fakat bu gibi rahatsızlıkların yanında size vereceği mutluluk çok daha fazladır. Eğer evinize bir hayvan alacaksanız, onun tüm sağlık kontrollerini veterinere düzenli aralıklarla yaptırmalı, küçük de olsa ona bir bütçe ayırmalısınız.  

Kendinizi bunlara hazır hissediyorsanız minik dostlarımızdan birini evlat edinmenin zamanı gelmiş demektir.

 

Yukarı
Genel Bakım

Hayvanların sağlıklı olarak yaşayabilmeleri için, onların tüm geçmişlerini bilen iyi bir Veteriner Hekimi olması gereklidir. Hayvanınız için yapacağınız en önemli seçim, onun Veteriner Hekiminin seçimidir. Veteriner Hekiminizi seçmeden önce mutlaka hayvan sahiplerinden bilgi ve referans almanız ileride yaşayacağınız muhtemel olumsuzlukları en aza indirecektir. 

Tüm hayvanların genel sağlık kontrolleri ve aşılarının düzenli olarak yapılması gereklidir.  

Hayvanların sağlıklı ve çevik kalabilmeleri için zaman zaman gezmeleri, koşup oynamaları gerekir.  

Köpeğinizi günde en az iki kez, yarım saatten kısa olmamak üzere dışarıya çıkartmanız gerekir.  

Benzer biçimde kedinizle de günde en az bir saat oyun oynayarak vakit geçirmelisiniz. Ona küçük bir top veya oynayabileceği küçük oyuncaklar hediye ederek mutlu olmasını sağlayabilirsiniz.  

Kısa tüylü kediler haftada bir, orta ve uzun tüylü kediler haftada iki ya da üç defa taranmalıdır, böylece hem kediniz ölü tüylerinden kurtulur hem de evinizde daha az tüy olur.  

Kediler, genellikle yıkanmayı sevmezler buna karşılık çok temiz ve titiz hayvanlardır, tamamen herhangi bir pisliğe bulaşmadığı sürece kedinizi yıkamanız gerekmez. Köpeğinizi ise belirli aralıklar ile yıkamanız gereklidir.  

Eve zarar vermemesi için, dışarı çıkmayan kedilerin tırnakları kesilebilir, ancak alacağınız önlemlerin, mobilyalarınızı ya da eşyalarınızı tam olarak koruyacağının garantisi yoktur. Kedilerin tırnaklarını söktürmek ise kesinlikle yapılmaması gereken bir tutumdur.  

Hayvanlarınıza unlu, şekerli, baharatlı, yağlı, sağlıksız gıdalar vermeyin. Veteriner Hekim tavsiyesinde profesyonel kuru mamalarla besleyin. Eğer kuru mamalar pahalı geliyorsa, Veteriner Hekim bilgisinde, ona özel yemekler de yapabilirsiniz. Ancak bu durumda hayvanınızın alması gereken vitamin ve mineralleri daha yakından izlemeli ve gerektiğinde vitamin takviyesinde bulunmalısınız. Profesyonel olmayan ucuz mamaları ise kullanmamalısınız. Bunlar ileride çok farklı rahatsızlıklara neden olabilir.  

Evinize bir canlı getirmeden önce ona uygun donanımları da satın almalısınız.  

Kedi için; ona özel bir tuvalet kabı, kedi kumu, sepet veya yatak, ayrı ayrı mama ve su kabı, taşıma kafesi, fırça veya tarak. Oldukça yararlı bir diğer aksesuar ise tırmalama tahtasıdır.  

Köpek içinse, yatak, uygun bir tasma, yemek kabı, fırça, tarak ve bunun gibi. Tüm bu ürünleri pet marketlerde ya da veteriner kliniklerinde bulmanız mümkün.  

Ayrıca küçük toplar, ip, oyuncak kemik de ev hayvanları için iyi birer oyuncak olabilir.

 

Yukarı
Veteriner Hekiminizi Nasıl Seçmelisiniz?

"Evcil Hayvanınızın sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürmesini sağlayan veteriner hekiminizi nasıl seçmeniz gerektiğini biliyor musunuz ?" 

Eğer bir evcil hayvanınız varsa ve onu çok seviyorsanız veteriner hekiminiz sizin için çok önemlidir. Veteriner hekiminiz, küçük dostunuzun daha mutlu, daha sağlıklı, daha uzun bir ömür geçirebilmesi için sizin en önemli yol göstericiniz ve sorun çözücünüz olacaktır. Veteriner hekimin seçimi uzun süreli bir birlikteliğin başlangıcıdır. Veteriner hekiminize evcil hayvanınızın basit sorunları, beslenmesi, genel sağlık problemleri, aşılamaları, acil durum müdahaleleri, cerrahi operasyonları gibi birçok durumda yıllarca başvuracaksınız. Bu nedenle veteriner hekiminizin seçimi tıpkı aile hekiminizin seçimi gibi çok dikkatle yapılması gereken bir iştir.  

Veteriner hekimin seçiminde akılda tutulması gereken birçok etken vardır. Veteriner hekimin kliniğinin yeri, sunduğu hizmetler, çalışma saatlerinin size uygunluğu, acil durumlarda ulaşılabilirliği, sizin ve evcil hayvanınız ile ilişkisi gibi konular dikkatle değerlendirilmelidir. Veteriner hekiminizle bir ekip halinde çalışabilmeniz küçük dostunuzun kaliteli bir yaşam sürmesinin garantisidir. Küçük dostunuza karşı tutkunuzu sizinle aynı seviyede paylaşabileceğine emin olacağınız ve bütünüyle güvendiğiniz veteriner hekimi bulmalısınız.  

" Bir veteriner hekime ihtiyacınız olmadan önce bir veteriner hekim bulun!” 

Aşağıdaki maddeler size araştırmanızda ve doğru seçim yapmanızda yardımcı olacaktır: 

1. Güvendiğiniz başka bir evcil hayvan sahibinin veteriner hekim tavsiye etmesini isteyin. Size bu hekimi özellikle niçin tavsiye ettiğini mutlaka sorun. Bir başka yere taşınıyorsanız bir önceki hekiminizden size birini tavsiye etmesini isteyebilirsiniz.  

2. Bir veteriner kliniği size tavsiye edildiğinde, çalışan veteriner hekimler ve diğer personel ile tanışmak amacıyla randevu alın. Kliniğe ilk girdiğinizden itibaren genel temizliği, rahat ve profesyonel bir atmosferin olup olmadığı, personelin size karşı tutumu gibi noktaları dikkatle inceleyin.  

3. Personelin sorularınıza sıkılmadan rahatlıkla cevap verip vermediklerine dikkat edin. Kliniğin verdiği hizmetler hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeye çalışın ve kliniğin size gezdirilerek tanıtılmasını isteyin. Kliniğin mevcut teknik donanımı ve personelin bu konudaki eğitimleri konusunda bilgi alın.  

4. Veteriner hekimin profesyonel organizasyonlara üye olup olmadığını öğrenin. Sorumlu hekimin ve kliniğin ilgili yasal düzenlemelere uygunluğuna özellikle dikkat edin.  

5. Rahatlıkla soru sormaktan çekinmeyin. Alacağınız cevaplar doğru seçimi yapmakta size anahtar olacaktır.  

6. Eğer bünyesinde yatar hasta ünitesi varsa bu bölümleri ziyaret etmek isteyin. Bu bölümler hiçbir istisna olmadan kokusuz, temiz, ılık, kuru ve her zaman için çok rahat olmalıdır. Pansiyon ve yatar hasta bölümleri mutlak surette ayrı olmalıdır.  

7. Birden çok veteriner hekimin olduğu kliniklerde, istediğiniz hekime randevu alıp alamayacağınızı sorun. Hep aynı hekimle görüşmeniz, veteriner hekim ile sizin ve evcil hayvanınız arasında daha sağlam ve sağlıklı bir ilişki kurulmasını sağlar.  

8. Bu ilk kişisel tanışma randevunuzu takiben evcil hayvanınızla birlikte ikinci bir tanışma randevusuna gidin. Veteriner hekimin ve yardımcı personelin sizinle ve evcil hayvanınızla ilgilenmelerini dikkatlice gözlemleyin. Veteriner hekiminizi seçerken içgüdülerinize ve hislerinize mutlaka güvenin. Veteriner hekiminizin yanında kendinizi çok rahat hissetmeli ve ona tam olarak güvenmelisiniz. Bir veteriner hekimin, çok iyi medikal eğitim gördüğünden ve bilgi sahibi olduğundan emin olmak önemlidir fakat hayvanlarla dostluğu, onlara duyduğu özen ve şefkat de en az medikal bilgisi kadar önemlidir. Kliniğin yeri, onu seçmenizde mutlaka önemli olan bir etkendir. Ama unutmayın bazen alacağınız bakımın kalitesi birazcık ekstra yol kat etmeye değebilir. 

 

 

Yukarı
Evcil Hayvan Sahibi Olmak

"Evcil Hayvan Sahibi Olmanın Getirdiği Sorumluluklar ve Karar Verirken Düşünmeniz Gerekenler Nelerdir ?" 

Evimizde Besleyebileceğimiz Evcil Hayvanlar Nelerdir?  

Herkesin bildiği evcil hayvanlar olan kedi, köpek ve kafes kuşlarına ilaveten son yıllarda egzotik türlere olan ilginin artmasıyla papağanlar, sürüngenler, kemirgenler de evlerimize girmeye başlamışlardır. Bazı vahşi türlerin doğal yaşamlarından kopartılarak evde yaşatılmaya zorlanmasının doğru olmadığını ve bunun yaşam sürelerini kısalttığını unutmamak gerekir. 

 

Evcil hayvan Sahibi Olmanın Getirdiği Sorumluluk 

Birçoğumuz farklı nedenlerle evcil hayvan sahibi olmak isteriz. Dışarıdan bakıldığında evcil hayvan sahibi olmak çok kolay görünür. Bu kararı vermeden önce nasıl bir sorumluluk aldığınızın bilincinde olmalısınız. Her yıl birçok hayvanın bu sorumluluğu taşıyamamış kişilerce terk edildiğini unutmayın.

 

Evcil Hayvan Sahibi Olmaya Karar Verirken Bunları İyi Düşünün!  

Almayı düşündüğünüz evcil hayvan türü hakkında mümkün olduğunca çok bilgi edinin. Çünkü bu seçiminize göre yaşam tarzınızda bazı değişiklikler yapmak zorunda kalabilirsiniz. Onun size uyacağını düşünmeyin, çoğu zaman sizin ona uymanız gerekecektir.  

Seyahatlerinizi ona göre ayarlayacağınızı, evinizin dekorasyonunda değişiklikler olacağını unutmayın. Örneğin, açıkta bulunan kablolar için önlem almak zorundasınız. Seçeceğiniz türe özgü süreyle (kedi veya köpek için ortalama 13 – 15 yıl arası) sizinle birlikte olacağını unutmayınız.  

Hevesiniz geçince onu bir kenara atamazsınız. Onun kaliteli bir hayat sürmesinden ve sağlığından sorumlusunuz. Onun bir oyuncak olmadığını çocuklarınıza anlatmalı ve doğru davranış şekli konusunda çocuklarınızı eğitmelisiniz.  

Ailenizin tüm fertlerinin bu sorumluluğu paylaşmaya istekli ve ilgili olduklarından emin olmalısınız. İlk alım masraflarının dışında beslenme, sağlık harcamaları gibi rutin giderlerinin olacağını unutmayınız. Türe özgü bakım şartlarını (örneğin bir köpeğin günlük gezdirilme ihtiyacı gibi) sağlayabileceğinizden emin olun.

 

Evcil Hayvan Sahibi Olmaya Kesin Karar Verdikten Sonra 

Yaşam biçiminize uygun evcil hayvan türü ve ırkını kesin olarak belirleyin. Bunun için profesyonel görüş almak amacıyla bir veteriner hekime danışın, aynı tür evcil hayvana sahip arkadaşlarınızla görüşün.  

Yaşam alanını, gerekli düzenlemeleri yaparak ve ihtiyaçlarını temin ederek hazırlayın. Bakımını yapacak, onunla ilgilenecek zaman programlamanızı yapın.  

Bütçenizi belirleyin. Ne tür bir canlı beslerseniz besleyin mutlaka maddi bir harcama sizi bekler. Evcil hayvanların genellikle en fazla masrafı ilk alındığında olur. Bir yaşına girene kadar da en önemli giderleri ilk aşılama programı, koruyucu hekimlik uygulamaları ve beslenmedir.

 

Evcil Hayvan Edinebileceğiniz Yerler 

Bugün istediğiniz evcil hayvan türü ve ırkına sahip olmak için birçok alternatifiniz vardır. Seçiminizde size veteriner hekiminiz en doğru yolu gösterecektir. Kimsesiz köpek ve kedi yavrularını hiçbir ücret ödemeden edinebilirsiniz. Bu yöntemin vicdani yönü yanında ülkemizdeki sokak hayvanları problemini azaltmaya yönelik etkisi de vardır.

 

Yukarı
Veteriner Hekim İle Tanışma

Evcil hayvanınızı aldığınızda ilk yapmanız gereken şey onu en kısa sürede bir veteriner hekime götürmektir. Yavrular birçok hastalığa karşı savunmasız haldedirler. Bu dönemi sorunsuz atlatabilmeleri rutin veteriner hekim kontrolü ile olacaktır. Veteriner hekiminiz size ona nasıl bakmanız ve beslemeniz gerektiği ile ilgili çok önemli bilgiler verecektir.  

İlk randevuda veteriner hekim yavrunuzun muayenesini yaparak sağlığı ile ilgili genel bilgiye sahip olur. Veteriner hekim daha detaylı bilgi edinmek için dışkı, idrar ya da kan testleri yapmak isteyebilir. Genel durumunun sağlıklı olduğuna karar verilen yavrular için veteriner hekim çeşitli faktörleri göz önüne alarak 8 haftalıktan itibaren ilk aşılama programını başlatır.  

Yavrunuzun sağlıklı bir yaşam sürmesinde rutin veteriner hekim muayenelerinin rolü büyüktür. Unutmayın ki erken teşhis hayat kurtarır.

 

Yukarı
İstanbul Veteriner Hekimler Odasının Uyarıları

1. Ev ve süs hayvanı satış, barınma ve eğitimi hizmetlerinin verildiği işyerlerinin Tarım Bakanlığı’nın vermiş olduğu “Ruhsat Belgesi” ’ne sahip olup olmadığına dikkat ediniz. Mağdur durumda kalmamak için ruhsatsız yerlerden hayvan satın almayınız, barınma ve eğitim amacı ile bu yerlere bırakmayınız.  

2. İlgili yönetmeliğin 8. maddesinde yavru hayvanların sağlığı düşünülerek iki aylıktan daha küçük kedi ve köpeklerin satışı yasaklanmıştır. Lütfen buna dikkat ediniz.  

3. Satış yerlerinde, satışa sunulan hayvanların sağlık muayenelerini ve gerekli paraziter ilaçlamalar ile aşılamalarını yapmakla yükümlü olan sorumlu veteriner hekim bulunmalıdır. Sorumlu veteriner hekim, bu satış yerlerini amacı dışında, dışarıdan gelen hasta hayvanların muayenesi, tedavi, ilaç ve aşı uygulamaları gibi satış yerindeki yavruların sağlığını tehdit edici şekilde kullanamaz.  

4. Satışa sunulan hayvanların, sorumlu veteriner hekim tarafından işlenip, onaylanmış olan sağlık karnelerinin olması gereklidir. Bulaşıcı hastalıklara karşı aşılanan hayvanlar, aşı uygulaması üzerinden en az 4 gün geçmeden satışa sunulamaz. Lütfen satın alacağınız hayvanın sağlık karnesindeki aşı uygulama tarihlerine dikkat ediniz.  

5. Bu satış yerlerinde reçeteye tabi olmayan veteriner kozmetikleri dışında her türlü ilaç, aşı ve biyolojik madde satışı yasaktır. Hayvan ve insan sağlığını tehlikeye atmamak için lütfen veteriner hekiminizin kontrolü dışında ilaç kullanmayınız, bu tür yerlerden ilaç satın almayınız. En masum görünen ilaçların bile yanlış kullanımına bağlı ölümcül yan etkileri olabileceğini unutmayınız.  

Küçük dostlarımızın sağlıklı ve uzun bir hayat sürdürebilmeleri onlara sunduğumuz yoğun ilgi ve kaliteli bakım ile mümkündür. Lütfen bu uyarıları dikkate alıp, yukarıda sayılan kurallara uymayan yerleri İstanbul Veteriner Hekimler Odası 'na bildiriniz. Ruhsatlı veteriner kliniklerinin listesine ve daha birçok bilgiye www. istanbul-tarim. gov. tr adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Yukarı
Sokak Hayvanlarını Unutmayın

 Sokak hayvanları sıcak havalarda hatta yağmur ve karda bile temiz su ararlar.  SU HAYAT KURTARIR. 

 

Soğuk havalarda aracınızın kaportasına vurun, hayat kurtarın. Sokak kedileri kışın ısınmak ve sokak köpeklerinden korunmak için arabaların motorlarına saklanırlar. Aracınıza binmeden önce kaportaya vurarak onun aracınızdan dışarı çıkmasını sağlayabilir, hayatını kurtarabilirsiniz.

 

Yukarı
Sokak Hayvanlarını Beslerken Nelere Dikkat Etmeli

Yaşadığımız tecrübeler şunu gösteriyor ki; bir kedi veya köpeği insanlara alıştırdığımız zaman, farkında olmadan onlara zarar veriyoruz.  

Doğduğu günden bu yana sabah akşam maması ve suyunu hep aynı yerde hazır bulan hayvanlar aslında ev hayvanları gibidir. Terk edildiklerinde ise yaşayacakları duygusal sarsıntının yanında evden uzaklaştırılan ev hayvanları kadar çaresiz kalırlar. Ne kavga etmeyi bilirler, ne kendi başlarına yemek bulmayı, ne de kötü niyetli insanlardan kendilerini korumayı. 

Sokak hayvanlarını bu tür işkencelerden korumanın en iyi yolu, onları insanlara çok fazla alıştırmadan bakımını sağlamaktan geçiyor. Elinizden yemek yemeyi öğrenen bir kedi veya köpek, çevresindeki herkesin kendisine aynı şekilde yaklaşacağını düşünür. Kuşkusuz her insan hayvanlara eziyet etmek istemez. Ancak hayvanlardan korkan, onları temiz bulmayan kişiler de var.  

İnsanlara çok fazla alıştırılmamalarının yanı sıra bir diğer önemli konu, yemeklerini yedikleri alanların gizliliği ve temizliğidir. Yemeklerini insanlar tarafından fark edilmeyecek noktalara bırakmak bu çözümlerin başında geliyor. Böylece bıraktığınız yemeği bulmak için içgüdülerini kullanarak, bir yandan doğadan kopmadan yaşamlarını sürdürmeye devam edecek, diğer yandan çevredeki hayvan sevmeyen kişilerin dikkatini çekmeyeceklerdir. Hayvanlara yemek verirken, sizi o yemeği yiyecek hayvan da dâhil olmak üzere kimsenin görmesine gerek yok. Zaten siz bunu birilerinin takdirini almak için yapmıyorsunuz.  

Her gün düzenli olarak beslediğiniz hayvanın sizin yokluğunuzda düşeceği sıkıntıyı da düşünmelisiniz. Günde iki öğün aynı yerden yemek yiyen bir hayvan, yalnız kaldığında yemek bulma konusunda zorlanacaktır. O, kendi başına karnını nasıl doyurması gerektiğini bilmeli. Oturduğunuz evden, yaşadığınız semtten ya da çalıştığınız iş yerinizden bir gün ayrılmak durumunda kaldığınızda onları da yanınızda götüremeyecekseniz (ki hayvanlar doğup büyüdükleri yeri benimserler) onun kendi başına yemek bulmasına fırsat tanıyın.  

Sokak hayvanlarının gözlerindeki ürkek bakışlar, insanlara yakınlaşırken duydukları tedirginlik, onların hayatta kalmaları, kendilerini savunabilmeleri için tek silahlarıdır. Bu silahı onların elinden almaya hiç birimizin hakkı yok.  

Unutmayın çevrenizdeki herkesi hayvanları sevmeye zorlayamazsınız. Ancak hayvanlarımızı yukarıda anlattığımız basit önerileri dikkate alarak daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına olanak tanıyabilirsiniz.

 

Yukarı
Barınaklara Yardım Edin

Köpek barınağı dendiği zaman birçok insanın aklına artık ikinci bir şansı olmayan, hasta, aciz ve ölüme terk edilmiş hayvanlar gelir. Oysa bugün barınaklarda binlerce terkedilmiş cins köpek ve yavrular birilerinin gelip onları sahiplenmesi ve sevgi vermesi için bekliyorlar.  

Bir taraftan kontrolsüz üreme, diğer taraftan sokağa atılan hayvanlar, barınakların kapasitesini aşarak hizmet kalitesini zorlamaktadır.  

Bu nedenle barınaktan köpek sahiplenmeyi destekliyoruz ve böyle güzel bir amaçla köpek evlat edinmek isteyen kişilere indirim uyguluyoruz. Amacımız zor durumda yaşayan köpeklere ikinci bir şans veren kişilere yardım etmektir. 

 

Yukarı
Neden Özel Eğitim

Pozitif köpek eğitiminde köpek ve sahibinin bulunduğu ortama gidilerek özel eğitim vermek daha faydalıdır. Çünkü köpek, olayları içinde bulunduğu ortamla birlikte algılamaktadır. Sadece eğitim için bulunduğu yerde komutlara cevap verirken, farklı ortamlarda aynı şekilde yanıt vermeyebilir.  

En önemlisi köpek ilk önce kendini rahat hissedeceği yerde bulunmalıdır ki öğrenmeye açık olsun ve  eğitime cevap versin. Eğitimin köpeğin hayatı boyunca devam edebilmesi, yani yıllarca komutlara cevap verebilmesi için de sahibinin eğitimde birebir yer alması gereklidir. Böylece köpek sahibi, bir süre sonra eğitmen olmadığı zamanda ne yapacağını veya nasıl davranacağını bilerek köpeğini yönlendirebilir.   

Diğer taraftan köpeğin yaşadığı ortamın olumlu ya da olumsuz etkileri ve oluşabilecek tehlikelerde eğitmen tarafından fark edilip köpek sahibi uyarılır. Özel eğitim, köpeğin bulunduğu ortamda başlar daha sonra genelleme yapılarak derslerin bir kısmı sokakta ya da parkta devam eder. Böylece hem köpek hem de sahibi her ortamda nasıl davranması gerektiği ile ilgili daha ayrıntılı bilgi sahibi olmuş olur.

 

Yukarı
Boğma Tasmanın Zararları

Özellikle büyük ırk köpeklerde mutlaka kullanılması gereken bir aksesuar gibi tanıtılan bir diğer adı da “eğitim tasması” olan boğma tasma çekiştirme probleminin çözümü gibi görünse de günümüzde var olan alternatif yöntemlerle kullanımı gittikçe azalan bir yöntem haline gelmektedir. Dikenli uçları veya düz zincir halinde boğma tasmalar, köpek kayışı çektikçe darlaşarak köpeğin boynunu sıkmakta ve nefes almasını zorlaştırmaktadır. Buradaki amaç köpek ileri atıldığı zaman boynu acıyacağı için çekiştirmekten vazgeçmesidir. Fakat gerçek her zaman böyle değildir. Bütün gün evde kalmış bir köpek dışarıya çıkacağı zaman heyecanlanır, onun için bu inanılmaz büyük bir ödüldür ve boynuna takılan boğma tasmanın ona yaşatacağı acıya bile gerekirse katlanarak çekiştirmeye devam eder.  

Eğer güçlü bir köpek ise sahibini yinede sürükleyip istediği yere varır ve bir süre sonra bu ceza yöntemine alışarak ancak bu şekilde istediği yere ulaşabileceğini düşünerek acıya ve cezaya tepkisizleşir. Bazen daha hızlı gitmek isterse daha çok çeker ve buda köpeğin ciddi anlamda sağlık problemleri yaşamasına neden olur. Yapılan araştırmalara göre boğma tasma kullanılan köpeklerin %91 inde boyun burkulması, bayılma vakaları, geçici felç, dengesizlik, larenjeal sinir felci ve ses kısıklığı görülmektedir.  

Boğma tasmanın mantığı köpek çektiği zaman boynunu sıkma bıraktığı zaman boynunun serbest kalmasıdır. Fakat yanlış kullanımında tasma boynu sıkar ve köpek çekiştirmeyi bıraksa bile tasma aralanmaz, boynu sıkıştırmaya devam eder. Burada görev yine onların bakımı ve sağlığından sorumlu olan bizlere düşmektedir. Öğrenmeye en çok hevesli hayvanlardan biri olan köpeklerimize tasmayı çekiştirmeden yürümeyi pozitif pekiştirme yöntemleri ile öğretebiliriz. Böylece hem istediğimiz gibi yanımızda yürüyen mutlu bir köpeğimiz olur hem de oluşabilecek sağlık problemlerinin önüne geçeriz. Bu yöntem sabır ve kararlılıkla uygulandığı taktirde çok güzel sonuçlar alabileceğimiz pozitif eğitim sistemine dayanan bir yöntemdir.  

Boğma tasmanın zararlarından bahsettikten sonra alternatif yöntemlerden de kısaca bahsedelim. Öncelikle öğrenmeye çok hevesli bir hayvan olan köpeğimizi eğitmenin tek yolu yaptığı yanlışları ceza ile düzeltmek değildir, köpeğimize yanımızda yürümesinin, bizim istediğimiz bir şey olduğunu ve bu şekilde kendisinin de ödüllendirileceğini öğretmemiz gereklidir. Tasmayı çekiştirmeden yürümesini öğretmek, otur, yat, bekle gibi klasik komutlara göre daha zor olsa da sahibinin bu konudaki tutarlı ve sabırlı tavrı ve doğru eğitim ile zamanla yerleşmiş çekiştirme alışkanlığını tersine çevirmek mümkündür.  

Peki eğer boğma tasma kullanmayacaksak neler kullanabiliriz? Köpeğin tasması deriden, içi yumuşak ve köpeğin boynuna göre ne çok ince ne de çok kalın olmalıdır. Göğüs kısmından geçen tasmalar bazı köpekler için çok uygundur yada henüz eğitimine başlanmamış köpeklerde çekiştirme davranışının yerleşmemesi için ağızdan geçen yular gibi tasmaları kullanmak mantıklıdır. Köpeğe bu tasmayı geçirirken ödüllendirmek daha sonrasında da tasma takma işleminden zevk almasını sağlar. Bu tarz yular tasmalarda köpek ağzını oynatabilir, havlayabilir sadece atlarda olduğu gibi ne kadar güçlü olursa olsun ağız kısmından kontrol edildiği için çekiştiremez, bu tasmayı “fleksi” yani uzayabilen kayışlarla kullanmamak gereklidir, köpeğin koşmasıyla ipin gerildiği ani durumlarda boynunu ciddi biçimde burkabilir.  

 Göğüs tasması biçiminde fakat kayışı takma yeri önde olan tasmalarda daha az çeken köpekler için idealdir. Bu tasma ile köpek kızak köpeği gibi sırtından tüm gücüyle çekiştirmektense, kayışı çektiği zaman karşıt direnci önden hisseder bu da onun ister istemez yavaşlamasına neden olur.  

Çekiştirmeyi engellemenin en güzel yolu köpeğin bunu hiçbir zaman öğrenmemesidir. Bu alışkanlığı bir kere edinince vazgeçmesi çok daha zor olur. Bu nedenle özellikle yavru köpeğiniz sizi çekiştirirken istediği yere gitmesine izin vermeyin. Ters yöne giderek ya da durup onu yanınıza çağırarak çekiştirmeyi bırakmasını sağlayıp tekrar yürümeli, böylelikle sizi sürüklediğinde istediği yere gidemeyeceğini öğretebilirsiniz.

 

Yukarı
Neden Yavru Eğitimi

Köpek eğitimiyle alakalı bilinen yanlış inanışlardan biri de, eğitime köpek altı aylık olduktan sonra başlamak gerektiğidir. Bu eğitim için dışarıya gönderilen köpekler için geçerlidir çünkü henüz aşıları tamamlanmamış iki aylık bir köpek eğitim için çiftliğe gönderilemez. Orada bulunan diğer köpeklerden hastalık kapma riski vardır.  

Oysa pozitif eğitim sisteminde köpeğin eğitimi evde de başlanabilir. Böylece köpeğin öğrenme seviyesinin en yüksek olduğu iki aylık yavru döneminden itibaren yapılan eğitimle ilerde karşılaşa bilinecek yanlış davranışları oluşmadan önlenir. İki aylık bir yavru köpeğin işitme, görme ve koklama duyuları gelişmiş ve artık dünyayı daha çok tanıma dönemine girmiştir. Bu dönemden itibaren itaat eğitiminden daha da önemli olan sosyalleşme ve karakter eğitimine başlanır. Bu eğitimler sayesinde köpek olumlu karşılaşmalarla insanlara ve diğer hayvanlara karşı pozitif duygular geliştirir. Köpeğin ırksal özellikleri göz önünde bulundurularak ilerde karşılaşılması olası problemler ortaya çıkmadan engellenmeye çalışılır. "Havlama, aşırı korumacılık, agresiflik, sürükleme" gibi. Böylece köpek ve sahibi birlikte yaşamaya başladıkları en zor dönem olan adaptasyon dönemini bilinçli bir eğitimle, en az stresle atlatırlar. Köpeğinize ne kadar erken eğitim vermeye başlarsanız o kadar iyi ve çabuk sonuçlar alırsınız fakat bu yöntemler tabi ki köpeğinize cesaret ve özgüven sağlayacak eğitim sistemleri olmalıdır.

 

Yukarı
Sosyalleşme Programı

Yavru köpek genel olarak anne sütünden kesilmeye başladığı 2. ayından sonra, yeni evine geldiği zaman, henüz bomboş bir bilgisayar gibidir. Bu dönemden itibaren hafızasına alacağı her türlü olumlu veya olumsuz bilgi ileriki yaşamında ona kılavuzluk edecektir.  

Genel olarak yapılan hatalardan birisi, yavru köpeği aşıları bitene kadar hiçbir şekilde evden çıkarmamaktır. Aslında en önemli dönem olan 2 ila 4 aylık yavruluk döneminde ,sadece bir oda ya da evi ve belirli kişileri görmüş olan köpek, aşıları biter bitmez birden bire gürültülü, karmaşık ve yabancılarla dolu bir dünyaya girdiği zaman doğal olarak korku dolu olur ve bu yeni yaşamına adaptasyonu sırasında oldukça zor bir dönemden geçer. 

Sosyalleşme eğitimi maalesef bu iki ila dört aylık dönemde başarılı bir şekilde verilebilir, çünkü köpek bu dönemde hayatına yeni giren ne olursa onu kendi yaşamının bir parçası olarak görmeye başlayacaktır. Örneğin yavruluğundan itibaren kedi ile yaşamış bir köpek, ileriki yaşlarında da kedileri kovalanacak bir av olarak görmeyeceği için, onları yaşamındaki bireylerden biri olarak kabul etmesi kolaylaşır. Bu dönemin bir başka adı da “sosyalleşme penceresidir”. Pencere tabiri, köpek büyüdükçe bu pencerenin yavaş yavaş kapanması ve artık yavrunun yeni durumlara tepkisinin eskisi gibi kolay olmayacağından dolayı yapılan bir benzetmedir. Bu demek değildir ki altı aylık ya da bir yaşında bir köpeğe sosyalleşme eğitimi verilmez. Tabi ki her dönemde köpeği yeni kişilere, köpeklere ya da olaylara alıştırmak mümkündür, ama bunun adı artık eğitimden ziyade terapiye daha uygundur. Çünkü artık köpek az çok yaşamın nasıl olacağı konusunda bir yargıya varmıştır. Bundan sonra yeni karşılaştığı her şeyden korku duyması ve kuşkuyla bakması gayet normaldir.  

Yapılan diğer büyük hatalardan biri de, köpeğin yavruluk dönemindeki çekinik karakterine aldanıp ileride saldırgan ya da korkak olmayacağı yönünde yanlış inanışa kapılmaktır. 3 Aylık bir köpek büyük bir köpekle karşılaştığında kendisinin yavru ve zararsız olduğu yönünde davranışlar sergilemeye yatkındır. Fakat o dönemde yeteri kadar köpek tanımamışsa, ileride karşılaştığı köpekler ona korkutucu geldiğinde çekingen davranmak yerine kendini savunmak amacıyla agresif davranışlar göstererek yabancıyı uzaklaştırmak niyetinde olabilir.  

Köpeğini yeteri kadar ve doğru sosyalleştirmemiş köpek sahipleri genelde benzer şikayetlerde bulunurlar; “Yavruyken herkesle dosttu şimdi çocuk görünce hırlıyor” ya da “Önceden köpek görünce kuyruk sallardı, şimdiyse saldırmaya başladı” gibi.  

Buna benzer durumlarla karşılaşmamak için tedbiri önceden almalı ve köpeğimize evimize geldiği ilk günden itibaren planlı bir sosyalleşme programı uygulamalıyız. Burada en dikkat etmemiz gereken konulardan birisi, yavruya hep olumlu duygular yaşatmamızdır. Bu yüzden tanıştıracağımız köpekleri, kişileri, dikkatle seçmeli, ileride yaşayacağı benzer tecrübeleri önceden ayarlayıp, işi tesadüflere bırakmamalıyız. Örneğin agresif olduğunu düşündüğünüz bir köpekle karşılaştırmamalı, sakin ve hayvan sever insanlardan sevgi görmeli. Eğer arabaya alıştıracaksak, ilk deneyiminde hemen veterinere gidip aşı vurulmasındansa, arabada sadece ödül alacağı kısa turlarla köpeği korkutmadan bu deneyimi yaşamasını sağlamalıyız.  

Özellikle bazı ırklar daha çok sosyalleşmeye ihtiyaç duyarlar. Köpeğiniz eğer safkan bir köpekse ırkının özelliklerine uygun olarak olumlu deneyimler yaşatmanız, ileride istenmeyen tatsız durumların ortaya çıkmasını engeller. Özellikle koruma içgüdüsüyle saldırganlığa yatkın köpekler çok iyi ayarlanmış bir program dahilinde her çeşit insan ve köpekle olumlu karşılaşmalar yaşamalıdır. Bu, köpeğin ileride doğru anda koruma içgüdüsünün devreye girmesine de yardımcı olur. Böylece köpek, her yaklaşan varlığı “örneğin çocuk”, tehdit olarak görmektense, içgüdüleriyle tehlike anını hissedip daha doğru tepki verebilir.  

Peki sosyalleştirme programını uygularken yapmanız ve yapmamanız gerekenler nelerdir? 

  • Asla köpeğinizi alışacağı yeni olayın içine birden bire atmayın. Tasmasını çekmeyin, ona keşfetmesi için zaman tanıyın. 

 

  • Sabırsızlanıp sinirlenmeyin, unutmayın ki o henüz bir bebek ve sizin agresif davranışlarınız onun bu durumdan daha kötü etkilenmesine sebep olur.  

 

  • Yavrunuz korktuğu zaman onu sakinleştirin, bir adım geriye giderek daha yavaş bir şekilde alıştırmaya çalışın.  

 

  • Evinize köpek seven yakın dostlarınızı çağırarak köpeğinizle tanışmasını sağlayın.  

 

  • Özellikle çocuklar yavru köpekleri severken zorlayıcı ve rahatsız edici olabilirler. Bu yüzden sizin gözetiminiz altında sakin çocuklarla kısa ama hoş karşılaşmalar planlayın. 

 

  • Araba onun için sadece canının yandığı ve ilaç kokan veteriner kliniğine gidilen bir araç olmasın. Mümkün olduğunca sık ama kısa geziler yapabilirsiniz. Veterinerinize sadece kontrol ve aşı zamanları değil, arada oyun ve eğlence amaçlı da giderek yavrunun oradan korkmasını engelleyin. 

 

  • Yaşlı, genç, büyük, küçük, şapka takan ya da başörtülü, olabildiğince değişik insan tipleriyle tanışmasını sağlayın.

  

  • Sadece evinizi ya da başka evleri değil, gerekirse kucağınızda taşıyarak, öncelikle gürültüsüz mekanları, yavaş yavaşta caddeleri köpeğinize gösterin.  

 

  • Yavrunuzu hiçbir şekilde herhangi bir objeyle korkutmayın. Bu ileride o objeye benzeyen bir şey taşıyan birinden korkup saldırmasına neden olabilir. 

 

Her yere götürebildiğiniz, her an başkasını ısırma tehlikesi olmayan, mutlu ve daha özgür bir köpek sahibi olmayı eminim herkes ister. Genetik faktörler her ne kadar etkili olsa da, yavru köpeğinizin özellikle 2 ila 4,5 aylık döneminde ona yaşatacağınız olumlu deneyimler sayesinde, hem siz, hem de köpeğiniz daha huzurlu ve keyifli bir hayatı birlikte yaşayabilirsiniz.

 

Yukarı
Köpek Eğitimindeki Temel Kurallar

 

Köpeğinizle daha başarılı bir eğitim yapabilmeniz için bazı temel kuralları bilmekte yarar vardır.

1. Köpeğe komut verirken köpeğin ilgisi sizin üzerinizde mi? Eğer değilse ilgisini dağıtan sebepler neler olabilir ;

  • Çevreden gelen güçlü uyarımlar; Kedi, korna sesi gibi yüksek sesler, başka köpeklerin varlığı yada kokusu, dikkatini çekmeye çalışan insanlar.
  •  Köpeğin herhangi bir sağlık problemi
  •  Köpeğin aşırı derecede yorulmuş, bitkin veya sıcaktan dolayı bunalmış olması
  •  Köpeğin bağlı kalmasından kaynaklanan depolanmış enerjisini atma isteği.
  •  Elimizdeki ödülün yeterince ikna edici olmaması

Özellikle köpeğinizle eğitimlere ilk başladığınız zamanlarda bu çeldiricilerin olabildiğince az olması eğitimin daha başarılı ilerlemesini sağlar. En önemlisi köpeğin sağlık probleminin olmadığından emin olunmasıdır.

2. Köpeğe komut vermeden önce ismini söyleyip size bakmasını sağlamalı ardından komutunu tek bir kere ve anlaşılır bir şekilde söylemesiniz. Çok sert bir şekilde söylemeniz bazen köpeği korkutarak daha çok sinmesine sebep olur. Komut verirken köpek etrafa bakıyor veya bir şeyle ilgileniyor olursa muhtemelen söylediğinizi yapmayacaktır. Komutun ardından hareketi gerçekleştirirse çoşkulu bir aferin ve hemen ardından ödül gelmelidir. Bu ödül peynir sevdiği başka bir yiyecek yada oyun ipi olabilir. Bu arada hangi ödülü veriyor olursanız olun bir taraftan severek onu cesaretlendirmeniz, bazı zamanlar başka ödül olmadan da sadece severek eğitimi sürdürmenize yardımcı olur.

3. Eğitim süreleri çok uzun olmamalıdır. Hatta köpek eğitimden en zevk aldığı anda eğitim bırakılmalıdır ki bir dahaki eğitim zamanı yine heyecanlı ve istekli olsun. Giderek azalan itaat, köpeğin isteğinin azaldığının göstergesidir. Eğitim köpek ve sahibi için zevkle geçmelidir. Böylece köpek her zaman komutlara isteyerek uyacaktır.

4. El komutlarını uyguladığınız eliniz her zaman boş olmalı köpeğin kayışı ve ödül diğer elinizde olmalı. El komutundan sonra diğer elinizden ödülü alıp vermelisiniz.

5. Köpek çekiştirirken yürümeyi bırakmalı, köpek durunca veya sahibine bakınca devam etmeli böylece çekiştirerek istediği yere gidemeyeceğini anlamalıdır.

6. Gel komutunun ardından hep kötü bir şey gerçekleşirse artık gelmekten çok kaçmaya başlar. Köpek arada size gelince ödüllendirmeli, arada tasmasını takıp çıkarmalı ve tekrar serbest bırakmalısınız.

7. Köpeğe bir şeyi verir gibi yapıp kandırmak size olan güvenini kıracak ve böylece ileride bu tarz oyunlara da kanmayacaktır.

8. Sizden kaçan bir köpeğin arkasından koşturmak onun daha çok kaçmasına neden olur. Köpek oyununda kaçan kovalanır. O yüzden yakalama tarzı oyun oynamamak ve köpek çok uzaklaşmadan ilgisini çekecek bir şeyle ıslık gibi geri çağırmak etkili bir yöntemdir.

9. Temel kurallardan biri istenmeyen davranışlarda olumlu yada olumsuz ilgi göstermemek ama istenen davranışları gösterdiğinde ödüllendirerek onu cesaretlendirmektir.

10. Köpeğin ihtiyacı olduğu tüm kaynaklar sizdedir. Oyun, gezme, yemek, sevgi gibi. Bu kaynakları eğitimin uzun ömürlü olması için kullanmak gereklidir. Mamasını vermeden önce otur bekleyi öğretmek gibi.

11. Tutarlılık çok önemlidir. Köpekle ilgilenen kim varsa aynı tarzda yaklaşmalı, eğer yaklaşamıyorsa mümkün olduğu kadar az ilgilenmeliler.

 

 

 

 

Yukarı